Blog

Snapchat: Mobil dünyanın beyaz hayaleti

Nilce Bıçakcıoğlu \İstanbul Bilgi Üniversitesi Marka Okulu \Pazarlama İletişimi Yüksek Lisans Programı Öğrencisi \İstanbul Bilgi Üniversitesi \RadyoVesaire Öğrenci Koordinatörü

Teknoloji akıl almaz bir hızla hayallerin ötesinde noktalara giderken ihtiyacımız olan rahatlığı sadece basit bir arayüzün sağlayıp sağlayamayacağı da Snapchat’in geleceğini belirleyebilecek bir soru.

Teknolojinin, Maslow’un ihtiyaç piramidine “Wi-Fi”ı yerleştirecek kadar güçlü bir fonksiyonelliğe sahip olduğu zamanları yaşıyoruz. Özellikle mobil uygulama pazarında bu fonksiyonelliğin çift taraflı olması, yani mobil uygulama üreticilerinin de teknolojinin getirdiği kullanım yöntemlerini, insanlara yeni davranışlar ve alışkanlıklar ekleyerek kullanabiliyor olmasını sağlıyor.
Bir yandan gün geçtikçe daha hızlı tüketiyoruz. Uzun olan her şey sıkıcı, ararken bizi birkaç saniyeden fazla bekleten her bilgi gereksiz görülüyor. Hayatlarımız, ev, iş, aile, arkadaşlar gibi kategorilerden bağımsızlaşıp, Facebook gruplarına, Twitter listelerine ve son bir yıldır ortalığı kasıp kavuran Snapchat ilişkilerine indirgenip, binlerce insanla paylaşılır hale geliyor.
Facebook, Twitter, kısmen Pinterest ve Instagram gibi mobil uygulamalar on yıldan az bir süre içerisinde sayısız devrime imza attı. Hem kişisel, hem kurumsal hem de küresel anlamda çığır açacak işler gözler önüne serildi. Facebook, Twitter işe alımlarda bile etkili olmaya; Instagram, Pinterest insanlara tahmin edemeyecekleri iş kapıları açmaya başladı. Peki, bu beyaz hayalet logosu neyin nesi?
Beyaz hayaletin mutfağı
2012 yılında Evan Spiegel, Reggie Brown ve Bobby Murphy tarafından geliştirilmiş olan Snapchat, bir görüntülü mesajlaşma servisi. Snapchat aracılığıyla paylaşılan her fotoğraf ve video, kullanıcı tarafından belirlenen bir süreden sonra tamamen kayboluyor. Kullanıcı bu görselleri kendi listesinden istediği insanlara, istediği filtreyi uygulayarak ve dekorları ekleyerek gönderme özgürlüğüne sahip oluyor. Snapchat logosu olan beyaz hayalet de bu kaybolan, ya da bir süre sonra görünmeyen paylaşımları simgeliyor.

Mayıs 2014 verilerine göre, Snapchat üzerinden her gün 700 milyondan fazla paylaşım yapılıyor, yani “Snap” gönderiliyor. Snapchat’i diğer mesajlaşma servislerinden farklı ve güçlü kılan şeyin, bu paylaşımların kullanıcının cihazında veya Snapchat’in veri sağlayıcılarında depolanmaması özelliği olmakla birlikte, bu özellik kullanıcılara uzun vadede güven ve az risk içinde olma hissini de veriyor. Basit tasarımı ve kolay kullanım talimatları da beyaz hayaleti, aşina olduğumuz diğer logolardan ayırıyor.
2000’li yılların en zeki insanlarından biri kabul edilen Facebook’un babası Mark Zuckerberg’in de bu güçlü yanları ve hızlı yükselişi fark edip, 2013’te Snapchat’i 3 milyar dolara satın almak istemesi ve şirketten ret cevabı alması, Snapchat’in değerini katlayan en büyük olaylar arasında görülüyor.
Yok olan reklamlar
Snapchat’in bireysel kullanımlarda hızla yükselişe geçtiğini fark eden ve bunu kendileri için avantaja dönüştürme çabasına giren markalar da reklam dünyasında ses getirmeye çoktan başladı. Bunun en etkili örneği olarak, WWF’in geçtiğimiz sene yaptığı bir çalışma olan “Son Selfie” gösterilebilir. Nesli tükenmek üzere olan hayvanların fotoğraflarını Snapchat kullanıcılarına “Bunun beni görebileceğin #sonselfie olmasına izin verme!” metniyle birlikte yollayan WWF Türkiye, 1 aylık bağış hedefine, bu Snapchat kampanyası sayesinde, daha da kısa bir süre içerisinde ulaştı. Her ne kadar kampanya sonrasında, aslında bu hayvanların tehlikede olmadığı ve bunun sadece para toplamak için yapılan bir proje olduğu iddiaları ortaya çıksa da, WWF’in “En Anlamlı Selfie Kampanyası”, Snapchat’in fonksiyonlarına uyan bir forma dönüşmeyi başaran etkili bir kampanya olarak hafızalara kazındı.
Sosyal medya pazarlama araçları arasında gösterilmeye başlanan Snapchat’i, Taco Bell kısa filmlerle, tasarımcı Rebecca Minkoff yeni koleksiyonundan görsellerle, Swarowski Entertainment ekran görüntüsü alanlara dağıttığı hediyelerle zenginleştirip kullandı. Snapchat kampanyaları üzerine makaleler yazılmaya, listeler yayınlanmaya başlandı. Böylece, sadece bireysel kullanımda değil, pazarlama ve reklamcılık alanlarında da Snapchat, zirveyi zorlayacak işlerin aracı oldu.
Öte yandan, Snapchat kampanyalarının sürekliliğini ve sürdürülebilirliğini sorgulayan markalar ve insanlar da oldu. Buna sebep olarak da Snapchat’ten gönderilecek her bir fotoğraf veya videonun orijinal olması gerektiği, yaratıcılıkta sınır tanımayan ekiplerin bile bunu sınırlı bir süre sürdürebileceği ve her şeyin anlık olduğu bir dünyada bu denli uzun çalışmalar gerektiren ve kısa süren kampanyaların sürekliliğinin olmadığı gösterildi.
Depo skandalı
Bütün bu güzel gelişmelerin yanında, Forbes dergisi, Mayıs 2013’te kullanıcıların Snapchat üzerinden fotoğraf ve video paylaşmadan önce bir kez daha düşünmesine sebep olacak iddialar öne sürdü. Richard Hickman, Android sistemli cihazlarda Snapchat üzerinden paylaşılan her şeyin geri yüklenebileceğini keşfetti ve ardından bulgularını internet üzerinden ve yerel bir televizyon kanalında paylaştı. Bu süreçte başı çok ağrıyan Snapchat ortaklarından Evan Spiegel, mühendisliğin ve teknolojinin Snapchat’in esas mantığını tersine çevirecek gelişmelere sahip olduğunu, ancak işi olduğu gibi kabul edenlerin, Snapchat’in mantığını eğlenceli bulanlar olduğunu dile getirdi. Bu tür açıklamaların, işin eğlenceli kısmını öldürdüğünü de belirtmesiyle, iddialara da birçok kullanıcıyı memnun edecek bir cevap vermiş oldu.

Öte yandan, insanların kafasında sorular artmaya başladı. Güvenlik endişesi olan kullanıcılar Snapchat’i bir kenara bırakma, kullanmayanlar ise aynı sebeple daha mesafeli olma eğilimine girdi. Görsellerin depolanmıyor olması, kullanıcıları dijital ortamda veya günlük akışta uygunsuz sayılabilecek şeyleri bile birbirleriyle paylaşmaya itmiş olmakla birlikte, ortada dolanan iddialar da belki biraz da bu sebepten, birçok kullanıcıyı tedirgin etmeye yetti. Nitekim bu tedirginliğin de haklı sebeplerinin çıkması çok uzun sürmedi. Geçtiğimiz Ekim ayında, Snapchat’in hacklendiği, ve yüzbinlerce paylaşımın internete sızdığı haberleri dolaşmaya başladı. Her ne kadar fotoğrafların takasının üçüncü parti yazılımlarla sağlandığı ortaya çıksa da ve Snapchat çalışanları kullanıcıları bu yazılımlara karşı uyarıyor olsa da, durumun vahametinin üstü kapatılamadı. Snapchat’in kullanıcı profilinin çoğunluğunu da 18 yaşın altında insanların oluşturduğu düşünülünce, bu durum skandal olarak da değerlendirildi.
Snapchat’in olası geleceği
Önce internetin, sonra dijitalin süper kahraman ilan edildiği 21. yüzyılda, trendlerin çoğunluğunu Facebook, Google, Twitter, Snapchat gibi son yıllarda yükselişe geçen şirketler kontrol ediyor. Benzer siber saldırılara maruz kalan teknoloji devlerinin de savunmalarında zaafiyetler bulunduğu düşünülürse, bu yeni şirketlerin durumu kullanıcıları daha da tedirgin ediyor. Bu tedirginlik giderek büyüyor ve teknofobiye dönüşüyor. Teknofobinin çıkış noktasını teknolojinin geldiği seviyeden korkmak ve güvensizlik oluşturduğunu düşünürsek, Snapchat’in en iddialı olduğu özelliğiyle ilgili ortaya atılan iddiaları kesin olarak reddetmemesi ve buna karşılık bir harekete geçiyor gibi görünmemesi belli bir kesim kullanıcıyı uygulamadan uzaklaştırıyor. Bunların yanı sıra, Sumpto tarafından geçtiğimiz aylarda yapılan bir araştırma, Amerikalı üniversite öğrencilerinin Snapchat’e güvenlerinin kırılmadığını gösteriyor. Aslında, bu durum Snapchat yöneticilerinin neden net bir savunmaya ihtiyaç duymadıklarını da açıklayabilir.Bahsi geçen iddialara rağmen Snapchat hem bireysel kullanımda hem kurumsal pazarlamada hızlıca elde ettiği yerini korumaya devam ediyor. Benzer uygulamaların, çağın gerektirdiği “anlık” paylaşım alışkanlığına özel tasarlanmış kısımları varken, Snapchat başlı başına bunun için yaratılmış bir marka. Sahip olduğu basit arayüz, hâlâ bu kadar revaçta olmasının en büyük etkenlerinden. Ancak, teknoloji akıl almaz bir hızla hayallerin ötesinde noktalara giderken ihtiyacımız olan rahatlığı sadece basit bir arayüzün sağlayıp sağlayamayacağı da Snapchat’in geleceğini belirleyebilecek bir soru. Özellikle, bahsi geçen uygunsuz içerik paylaşımları da göz önünde bulundurulunca, Snapchat’in güvenlik politikasının daha ikna edici olması gerekiyor. Aksi takdirde, teknofobinin hızla arttığı bu dönemde bu tür açıklar, Snapchat gibi büyük yatırımların sonunu hazırlayabilir.

Kaynakça
• Company Overview of Snapchat, Inc. , BusinessWeek, 2013. http://investing.businessweek.com/research/stocks/private/snapshot.asp?privcapId=224055283
• Snapchats don’t disappear, Forbes, 2014. http://www.forbes.com/sites/kashmirhill/2013/05/09/snapchats-dont-disappear/?utm_campaign=forbestwittersf&utm_source=twitter&utm_medium=social
• Snapchat is Facebook’s Biggest Threat and Zuckerberg Knows It, Capitalist Creations, 2013. http://capitalistcreations.com/snapchat-is-facebooks-biggest-threat-and-zuckerberg-knows-it/
• Image Retreival and Storage Claims, WikiBusiness. http://en.wikipedia.org/wiki/Snapchat#Business
• STUDY: College Students Trust Snapchat, Mashable, 2014. http://mashable.com/2014/10/30/study-college-students-snapchat-trust/
• 98,000 Hacked Snapchat Photos and Videos Posted Online, Mashable, 2014. http://mashable.com/2014/10/13/the-snappening-photos-videos-posted/